30 Eylül 2012 Pazar

LIKE SOMEONE IN LOVE







LIKE SOMEONE IN LOVE, Sevmek Gibi (2012)
Yönetmen: Abbas Kiarostami
Oyuncular:Ryo Kase, Rin Takanashi, Denden





‘Eğer buysa sevgi ben de seviyorum ama tam da böyle değil’

Sevmek Gibi’ şimdiye kadar yapılan çeviri film isimleri arasında en iyisi. Klasik bir Kiarostami sakinliğinde ve dinginliğinde akıp giden bir film ‘Like Someone in Love’. Karakterler yerli yerine oturmuş, hikayeyi yaşayarak anlatıyorlar. Öyle koştura koştura, bağıra çağıra değil; yavaş yavaş, sindire sindire.

İnsanların hayatlarında fark etmekte en çok zorlandıkları şeylerden biridir ‘his’. Tarifi zor, anlaması zordur. ‘İçimde bir his uyandı’ diye tabir edilir, ne olduğu tahmin edilemez. İşte o uyanan hissin filmini yapmış Kiarostami. Filmin her sahnesinde izleyiciye ‘bana da olmuştu bu ama tam da böyle değil’ dedirtiyor. Üstelik bunu sevgi gibi katı sınırlar içerisine sokulmaya çalışılan bir duygu üzerinden yapıyor.

Hislerin tarifsizliği üzerine bir film. Tam da bu yüzden ‘Sevmek Gibi’ çevirisi film için biçilmiş kaftan. Hislerin bile kişilere ve kültürlere kıyasla değerlendirildiği, öznelliğin deyim yerindeyse çivisinin çıktığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. ‘Sevmek nedir, nasıl anlaşılır'ın  tanımını da yapamıyoruz. Elimizden en fazla kendi sevgimizi anlamak geliyor. Onun için de başkasının sevgisini asla anlayamayacağımız yanılgısına düşüyoruz. Yanılgı diyorum çünkü sevmenin zaten yaşandığı halinden başka bir tanımı yoktur.

Kiarostami, ‘Like Someone in Love’ ile Japonya’dan bir sevmek hikayesiyle geliyor karşımıza. Akiko’yu merkeze alan bir sevmek hikayesi. Tarifi yapılamayan iki tür sevgi ile karşı karşıya kalıyoruz. Açık açık soruyor Takashi Akiko’ya Noriaki’nin nesini sevdiğini. Bilmiyorum diyor, sadece seviyorum Takashi niçin seviyor Akiko’yu diye düşününce anlaması hiç de zor değil halbuki. Yaşadıkları halleriyle sevmenin bir betimi filmdeki tüm ilişkiler. Akiko’nun sesinde, heyecanında, bir şeyler anlatışında karşılaştığımız ilk şey sevmek gibi. Takashi’nin bıyık altından gülümsemesindeki şey… Ne bizimkinden az ne çok, ne daha yorucu ne sakin, ne daha anlamlı ne saçma… Bayağı bildiğimiz sevmek gibi.

Bazı kavramların anlamı tanımlandıklarında kaçar. Sevmek gibi. Çünkü tanımlamaya çalışmak analiz yapmaktır. Başka şeylere referans vermeyi, başkalarıyla kıyaslamayı gerektirir çoğu kez. Halbuki sevmek kendi kendine olur. Bir şey üzerinden tanımlanmaya ihtiyacı yoktur. Yaşarken soranlara ‘sevmek gibi’ dersin, bu onları doyurur. 

                                               Filmden önce bir fikrim olsun diyenlere trailer

                                                                                                                         Beste YAMALIOĞLU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Karşıt Sinema

Karşıt Sinema
Bu yazar Karşıt Sinema Hareketi destekçisidir

Etiketler

12 eylül (1) 1930 (1) 1968 (1) 68 Devrimi (1) aids (1) aile filmi (2) Always love your man (1) anılar (1) Anlatıcının sesi (2) anne (1) annelik (1) aşk (1) auteur (1) Baldick (1) baydara (1) belgesel sinema (7) belgeselde gerçeklik (1) Bill Nichols (1) biography (1) biyografi filmleri (1) bread and roses (1) Bunuel (1) Burke (1) Cara Devito (1) Chris Marker (2) chronicles of a summer (1) cinema verite (2) cinematography (1) civil war (1) Çayan Demirel (1) değişim (1) demir kırat (1) devrim (1) documentary (1) Drifters (1) egzotik (1) Enis Rıza (1) ethics (1) etik (1) evrim (1) Frankenstein (1) Franz Capra (1) Frederick Wiseman (1) gandhi (1) Genç Sinema (1) Godard (1) Grass (1) Grierson (1) hegel (2) hiroshima mon amour (1) Hobbes (1) Into the Wild (1) Jean Rouch (1) kaşıntı (1) Kutluğ Ataman (1) Land Without Bread (1) le joli mai (1) Loach (1) MAry Shelley (1) master slave dialectic (1) mayıs sıkıntısı (1) Monstrosity (1) moonrise kingdom (1) morality (1) Nanook the North (2) Never My Soul (1) normal (1) nuri bilge ceylan (1) oryantalizm (1) özel olan politiktir (1) Parallax View (1) political cinema (1) Prelude to War (1) racism (1) Riefenstahl (1) safe (1) Sans soleil (1) Shakespear (1) Sinematek (1) Sorbonne olayları (1) temsiliyet (1) the corporation (1) The Politics of Monstrosity (1) the wind that shakes the barley (2) tilda swinton (1) Titicut Follies (1) todd haynes (1) Triumph of the Will (1) Türkiyede belgesel sinema (1) understanding of truth (1) üç maymun (1) Ve Sinema (1) voiceover (1) war drama (1) We need to talk about kevin (1) wes anderson (1) Yeşilçam (1)