18 Ekim 2011 Salı

BENZEMEK ÜZERİNE

       Bu haftanın filmleri olan Nanook the North (Flaherty, 1922) ve Grass: A Nation’s Battle for Life (Cooper, 1925) kendi içlerinde birçok benzer noktalar bulunduruyordu. Bu benzerliklerin nedenlerini aramaya karar verdim bu yüzden ben de. İlk olarak bu benzerliklerden bahsederek nedenleri kendiliğinden ortaya çıkarmaya çalışacağım. İki filmi karşılaştırmalı izlediğimiz ortaya çıkan en önemli şey, konular arasındaki paralellik. Temelde insanın yaşamak için doğaya karşı verdiği savaştan bahseden bu filmler, farklı tip bölgelerde, farklı doğa koşullarını seçmiş. Her iki filmde olan bir diğer şey ise gösterilen insanların kendi koşullarını aşmak için çeşitli alet, yöntem ve zihniyet geliştirmiş olmaları. İki filmi de izlediğimde ilk düşündüğüm şeylerden biri ( yapım yıllarının çok yakın olduğunu göz önüne alırsak) 20’li yılların teknolojik anlamdaki konumu oldu. Zira iki filmde de, bugünün anlayışıyla ilkel diyebileceğimiz teknikler göz önüne serilmekte.
       Burada irdelenmesi gereken en önemli nokta, Bill Nichols’ın da bahsettiği belgeselin hikâyesi meselesi. Bir belgeseli incelerken belki de tüm bakış açımızı değiştirecek şey belgeselin hikâyesinin kime ait olduğu. Aynı dönemlerde çekilmiş filmleri anlayabilmek için bence en etkili adımlardan biri bu. İzlerken hiç bilmediğin bir dönemin ve hayat biçiminin büyüsüne kapılmayı bir kenara bırakırsak, bu iki filmde de aslında görünürde verilen ana karakterlerin hayat hikâyelerinin altında, yönetmenlerin aklındaki hikâyeler yatıyor gibi.
       Burada tekrar meşhur belgesel üçgenine dönmek gerektiğini düşünüyorum. Konu 20’li yıllarda Kanada’da yaşam mücadelesi veren bir Eskimo ailesinin hayatından kesitlerden oluşmaktadır. Robert Flaherty ise kendi hayat biçimi açısından egzotik olarak değerlendirebileceği bu konuyu filme almayı seçmiş, Amerikalı bir yönetmendir. Egzotik yaşam biçimlerini kayıt altına alma tutkusunun başlı başlına incelenmesi gerekir. Ancak Nanook the North’u izlerken yüzümüze çarpan ilk şey filmin ne kadar oryantalist bir bakış açısına sahip olduğudur. İşte bu bakış açısı, belgesel üçgenindeki her elemanın anlamını kolaylıkla değiştirebilmektedir. Öncelikle konu artık bu hayat mücadelesinin gerçekliğini göstermekten çıkmış, merak edilmesi kimi zaman acınması kimi zaman ise gülünmesi gereken görsel bir tüketim malzemesi haline gelmiştir. Konunun bu hale gelmesinde elbette ki yönetmenin bakış açısı ve hikâyeyi anlatma biçimi etkili olmuştur. Burada artık Kuzey’li Nanook’un hikâyesinden değil, Robert Flaherty’nin hikâyesinden bahsetmeye başlıyoruz. Bunun içerisine elbette Flaherty’nin filmin etkileyici yönünü arttırmak için kullandığı- o yıllarda daha gelişmiş teknolojiye sahip olunmasına rağmen eski yöntemleri göstermek gibi- teknikleri de ekliyoruz.
       Peki, Flaherty bunu niçin yapıyor? Burada üçgenin son elemanı devreye giriyor: izleyici. Filmlerin izleyiciler için yapıldığı düşünüldüğünde, izleyici elbette ki bu resimde en önemli rollerden birini alıyor. Grass filmi için de tıpatıp aynı şeylerden bahsetmek mümkün. Her iki filmde de yaşadığı yer, koşullar ve kullandığı yöntemler bakımından Avrupa ve Amerika izleyicisine ‘egzotik’ ve ‘ilkel’ bu yüzden de ilgi çekici gelecek insanlar ve hayatlar sunuluyor. Bu etki görüntülerden önce gelen arabaşlıklarla destekleniyor. İzleyicinin görmek istediklerini tahmin eden yönetmen, arabaşlıkların düzenlemelerini buna göre yapıyor. Böylece temsil edilen gerçeklik, salt görüntünün haricinde içeriksel olarak yeniden sahnelenmiş oluyor.
       İzlediğim bu yolun bir sonucu olarak söyleyebilirim ki, belgesel sinema, kendini oluşturan üçgenin elemanlarının bulunduğu dönemin talepleri doğrultusunda birbirlerini etkilemesiyle yeniden ve yeniden tanımlanıyor. Belgesel sinemanın dinamik yapısı, temel elemanlarının sürekli etkileşim içerisinde bulunmasından kaynaklanıyor. Zamansal olarak aynı dönemlerde yapılmış filmlerin, birbirlerinden haberli ya da habersiz bu kadar benzerlik bulundurmaları da bunun en önemli kanıtlarından biri.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Karşıt Sinema

Karşıt Sinema
Bu yazar Karşıt Sinema Hareketi destekçisidir

Etiketler

12 eylül (1) 1930 (1) 1968 (1) 68 Devrimi (1) aids (1) aile filmi (2) Always love your man (1) anılar (1) Anlatıcının sesi (2) anne (1) annelik (1) aşk (1) auteur (1) Baldick (1) baydara (1) belgesel sinema (7) belgeselde gerçeklik (1) Bill Nichols (1) biography (1) biyografi filmleri (1) bread and roses (1) Bunuel (1) Burke (1) Cara Devito (1) Chris Marker (2) chronicles of a summer (1) cinema verite (2) cinematography (1) civil war (1) Çayan Demirel (1) değişim (1) demir kırat (1) devrim (1) documentary (1) Drifters (1) egzotik (1) Enis Rıza (1) ethics (1) etik (1) evrim (1) Frankenstein (1) Franz Capra (1) Frederick Wiseman (1) gandhi (1) Genç Sinema (1) Godard (1) Grass (1) Grierson (1) hegel (2) hiroshima mon amour (1) Hobbes (1) Into the Wild (1) Jean Rouch (1) kaşıntı (1) Kutluğ Ataman (1) Land Without Bread (1) le joli mai (1) Loach (1) MAry Shelley (1) master slave dialectic (1) mayıs sıkıntısı (1) Monstrosity (1) moonrise kingdom (1) morality (1) Nanook the North (2) Never My Soul (1) normal (1) nuri bilge ceylan (1) oryantalizm (1) özel olan politiktir (1) Parallax View (1) political cinema (1) Prelude to War (1) racism (1) Riefenstahl (1) safe (1) Sans soleil (1) Shakespear (1) Sinematek (1) Sorbonne olayları (1) temsiliyet (1) the corporation (1) The Politics of Monstrosity (1) the wind that shakes the barley (2) tilda swinton (1) Titicut Follies (1) todd haynes (1) Triumph of the Will (1) Türkiyede belgesel sinema (1) understanding of truth (1) üç maymun (1) Ve Sinema (1) voiceover (1) war drama (1) We need to talk about kevin (1) wes anderson (1) Yeşilçam (1)