27 Şubat 2011 Pazar

SECRETARIAT-2010

Yönetmen: Randall Wallace
Oyuncular: Diana Lane, John Malkovich ve Margo Martindale
SECRETARIAT: İÇ İÇE GEÇMİŞ BİR KENDİNİ BULMA HİKÂYESİ
       Şampiyon (Secretariat, 2010), içini deştikçe yeni şeyler bulabileceğiniz hazine sandığı tadında bir film. Hikâye ilk bakışta klasik bir zafere gidiş yolunda verilen uğraş gibi görünse de aslında tarihin çok önemli bir dönemine tanık ediyor seyirciyi. Filmin gerçek hayattan uyarlama olması da bu özelliğini daha fazla ön plana çıkarıyor. 1969 ve 1973 yılları arasında geçen filmde bir atın şampiyonluk yolundaki ilerleyişinin yanı sıra dönemin Amerika’sındaki sosyal hayatı ve toplumsal cinsiyet kavramını da irdeleme şansımız oluyor. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan yeni hayatta etkin olmaya başlayan kadın ve bu yeni tip kadının karşısında, kaybettiği egemenliği baskı yoluyla geri kazanmaya çalışan erkek filmin tabanını oluşturuyor. Filmde bir atın doğuşuyla paralel olarak bir kadının duvarlarını yıkıp, yeniden hayata gelişini izliyoruz. Film boyunca dönemin, çalışan diğer bir deyişle erkek işine karışan kadının bir eş ve anne olarak yetersiz olacağı zihniyetine tanık oluyoruz. Filmde devamlı olarak erkek karakterler tarafından verilen, kadının tüm ilgisinin çocuklarının ve kocasının üzerinde olması gerektiği mesajı gözden kaçmayacak kadar belirgin. Bu tam da o dönemin gerektirdiği kadın portresi zaten. Kadının sosyal hayatta olan yerini azaltmak ve erkek egemen toplumu kaybetmemek adına yapılan bir çeşit duygusal baskı da denilebilir buna. Filmdeki en güçlü karakterlerden biri olan Penny Chenery de tam da bu durumun kurbanı aslında. Kocası gibi üniversite mezunu olmasına rağmen ailesi için kariyerinden vazgeçmek zorunda olan karakterimizi bu duruma içinde yaşadığı toplumsal yapının ittiğini söylemek hiç de yanlış olmaz. Öte yandan, filmle çok ilgili olduğunu düşündüğüm bir toplumsal hareketten de bahsetmek gerek. İkinci dalga feminizm, Amerika’da 60lı yıllarda başlayan ve 70lerin sonuna kadar uzanan, temelde kadınların sosyal hayatta maruz bırakıldıkları baskıları ve eşitsizlikleri yıkmaya çalışan bir kadın hareketidir. Filmin gerçek hayattan uyarlama olduğu ve geçtiği tarih göz önünde bulundurulduğunda, Penny Chenery nin içinde bulunduğu düzene başkaldırabilmesi çok da tesadüf sayılamaz. Sürekli olarak ev hanımı olması gerektiği dikte edilen kadının aynı zamanda ev hanımı olduğu için küçümsenmesi, filmin gözler önüne serdiği, dönemin bir ironisi olarak değerlendirilebilir. Bu, aynı zamanda kadınlara karşı yapılan çalışma alanındaki ayrımcılığın da büyük bir kanıtıdır. Esasen Penny Chenery’i yeniden doğuşa sürükleyen bir sebep de bu ayrımcılığı hazmedemiyor olmasıdır. Şampiyon (Secretariat, 2010) aslında pek çok güçlü kadın karakterlerle dolu bir film. Bunlardan bir diğeri ise Penny Chenery’nin kızı olan Kate Chenery. Kate’i yine dönemin en etkili toplumsal hareketlerinden olan hippiler içinde görüyoruz. Filmin geçtiği tarih tam da Hippi kültürünün etkisinin hâkim olduğu döneme denk geliyor. Hippiler savaş karşıtı olmalarıyla tanındıkları gibi yaşam tarzlarıyla da dönemin normalinden epey uzaktaydılar. Filmde açıkça görülüyor ki Kate’in bu sağlam duruşu ve inandığı şeyin peşinden gitmesi, toplum ve hatta babası tarafından yadırganmasına rağmen;  annesi tarafından destekleniyor. Bu tam da dönemin toplumsal hareketlerinin kadınlar üzerinde bıraktığı etkinin ta kendisi. Bir atın doğuşu, şampiyon oluşu ve 25 yıllık bir rekoru kırışı aslında filmde seyirciye sunulan, uykusundan uyanan, kendine inanan ve süregelmiş düzeni kıran kadının metaforundan başka bir şey değil.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Karşıt Sinema

Karşıt Sinema
Bu yazar Karşıt Sinema Hareketi destekçisidir

Etiketler

12 eylül (1) 1930 (1) 1968 (1) 68 Devrimi (1) aids (1) aile filmi (2) Always love your man (1) anılar (1) Anlatıcının sesi (2) anne (1) annelik (1) aşk (1) auteur (1) Baldick (1) baydara (1) belgesel sinema (7) belgeselde gerçeklik (1) Bill Nichols (1) biography (1) biyografi filmleri (1) bread and roses (1) Bunuel (1) Burke (1) Cara Devito (1) Chris Marker (2) chronicles of a summer (1) cinema verite (2) cinematography (1) civil war (1) Çayan Demirel (1) değişim (1) demir kırat (1) devrim (1) documentary (1) Drifters (1) egzotik (1) Enis Rıza (1) ethics (1) etik (1) evrim (1) Frankenstein (1) Franz Capra (1) Frederick Wiseman (1) gandhi (1) Genç Sinema (1) Godard (1) Grass (1) Grierson (1) hegel (2) hiroshima mon amour (1) Hobbes (1) Into the Wild (1) Jean Rouch (1) kaşıntı (1) Kutluğ Ataman (1) Land Without Bread (1) le joli mai (1) Loach (1) MAry Shelley (1) master slave dialectic (1) mayıs sıkıntısı (1) Monstrosity (1) moonrise kingdom (1) morality (1) Nanook the North (2) Never My Soul (1) normal (1) nuri bilge ceylan (1) oryantalizm (1) özel olan politiktir (1) Parallax View (1) political cinema (1) Prelude to War (1) racism (1) Riefenstahl (1) safe (1) Sans soleil (1) Shakespear (1) Sinematek (1) Sorbonne olayları (1) temsiliyet (1) the corporation (1) The Politics of Monstrosity (1) the wind that shakes the barley (2) tilda swinton (1) Titicut Follies (1) todd haynes (1) Triumph of the Will (1) Türkiyede belgesel sinema (1) understanding of truth (1) üç maymun (1) Ve Sinema (1) voiceover (1) war drama (1) We need to talk about kevin (1) wes anderson (1) Yeşilçam (1)